Çam ve Kiraz Ağacının Sohbeti

FullSizeRender

Doğayla uyumlu hatta uyum kelimesi az kalabilir dans halinde yaratıldığımızın bir örneğine daha şahit oldum dün erken vakitlerde.

Evin önünde dimdik duran yemyeşil çam ağacıyla yeni yeni çiçeğe durmuş kiraz ağacı yan yana sohbet ederler gibiydi.

Çam ağacı:

–         Senin mevsimin geldi. Hadi sevin, hak ettin elbette. Uzun ve çetin bir soğuktan geçtik. Dimdik ayakta bütün zerafetinle bekledin kışın bitmesini.

Kiraz ağacı:

–         Evet, zor olmadı değil. İnsanlar dönüp bakmadı bile. Kış ortasında her şey renksiz ve solukken sen gözbebeği oluvermiştin herkesin. Kış boyunca herkes seni ve omuzlarında misafir ettiğin karların resmini çekti. Biraz yalnız kaldım açıkçası. Ama hiç yorulmadım baharı beklemekten.

–         Yorulsan ve bıraksaydın zaten şimdi böyle güzel çiçekler veremezdin.

–         Ne güzel söyledin…

–         Şimdi de senin mevsimin geldi. Bahar gelince de herkes senin çiçeklerine, tomurcuklarına hayran kalıyor, herkes senden hayat enerjisi alıyor. Benim her mevsim yeşil kalmamın kıymeti kalmadı bile.

–         Geçen günlerde genç bir çiftin önümden geçerken ki sohbetine kulak verdim, öyle hayran hayran baktılar ki bana sonra da çiçeklerimin fotoğrafını çektiler uzun uzun. Sonra da bir sürü şikayet… hayata, aşklarına, ailelerine ve işlerine dair, bir an için korktum çiçeklerimin boynu bükülecek ve duydukları onların başını eğecek diye ama neyse ki daha fazla durmadan uzaklaştılar yanımdan.

–         Evet, kiraz ağacım, sen buralarda daha yenisin ama insanlar genelde böyledir; kendi topraklarının gücünü ve kendi çiçeklerini fark etme konusunda bir türlü adım atamıyorlar.

–         Bizim yaptığımız çok da bir şey yok öyle değil mi? Sadece bize verilen tohumun yani potansiyelin farkındayız ve zamanı gelince onu kullanıyoruz hiç israf etmeden. Ne kışa kızıyoruz bu sene daha sert geçti diye ne de yaza beklenmedik bir anda ansızın bastırdı sıcakları diye.

–         Evet, doğru söyledin, hiç de israf etmeden. İnsanlar da tam olarak bizim gibi aslında. Onlarda da farklı farklı tohumlar gizli, kimi kiraz ağacı, kimi elma, kimi çam ağacı, kimiyse söğüt…fakat nedense palmiye olanlar çınar olmak ister portakal ağacı gibileri de daha başka ağaçlara benzemek ister…

–         Galiba o yüzden sürekli bir söylenme halinde olmaları. Belki de nasıl bir ağaç olduklarını bilmiyorlar, mevsimlerin farklılığını, kış ve yaz onları nelerin beklediğini ve nasıl beklemeleri, kendilerini nasıl zenginleştirmeleri gerektiğini bilmiyorlar.

–         Onu da doğru söyledin, ne kadar bize bakıp beğenseler, fotoğraf çekseler de kendilerine dair biz de görüp düşünemedikleri şey çok fazla…

–         Üzüldüm doğrusu onlar adına, bizim yapabileceğimiz bir şey olsa keşke….

–         Evet keşke olsa ama ancak kendilerinin ve yaşantılarının bir orman gibi bütün olduğunu görebilen kendi potansiyelini ve zenginliğini fark edebiliyor; sadece sağına ve soluna bakıp kendini bir diğeriyle kıyaslayan, nefesi hiç tükenmeyecek gibi güç gösterisinde bulunan, diğerinin çiçeğini küçümseyen, bir diğerinin rengini, boyunu, kokusunu beğenmeyen ağaçlar pardon insanlar bunu anlayamıyorlar ve nefessiz kalıyorlar yaşadıklarını sanarak…

–         Yani bütüne ve birliğe ait bir nefes olduğunu görebilene her an bahar…

–         Yine çok güzel söyledin…Ömrüne bereket.

–         Ömrümüze bereket…

 

Ry, Ankara, 19 Nisan 2017

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s