KADINLARI ANLAYANA AŞK OLSUN!

Şu kadın kısmını anlayana aşk olsun yani, hele bir de anne ise… Ayda bir defa sancı ve ağrılar eşliğinde değişime uğra,Hamilelik sürecinde 20 kilo al ve vermeye çalış, (nereye veriliyorsa 🙂Doğum sonrası tavan yapmış zıplayan duran hormonlarınla mücadele et,Gece iki saatte bir uyanan bebeğini emzir, emzirdikten sonra gazını çıkar tekrar uyut,Sabah tüm aile üyelerinden önce…

Londra’dan bir doğum hikayesi

Uzun zaman oldu yazmayalı, kısaca bu süreç hakkında yazmak gerekirse ki bundan sonra bahsetmek istediğim konu İngiltere’de doğum yapmayla ilgili olduğundan yazmam farz oldu 🙂 Efendime söyleyeyim, bir ay önce kızımız yeni dünyasına geldi, inşallah hoş geldi. Hanımefendiyi taşıma süresi oldukça maceralı geçti, ilk 3-4 ayımız düşük tehlikesi sonraki zamanlarımız da erken doğum riskiyle geçti…

İlginç bir kutlama/Bonfire Night

Halihazırda kutlama aşığı olan İngiliz kardeşlerimin 🙂 kutlama için bir bahanesi daha: 5 Kasım 1605’te Guy Fawkes isimli bir Katolik İngiliz askerin Parlamento binasını havaya uçurma komplosunun başarısız olması nedeniyle her yıl 5 Kasım, Birleşik Krallık genelinde “Bonfire Night” adıyla barutu simgeleyen havaifişek gösterileriyle kutlanıyor.  Guy Fawkes, komplonun ortaya çıkmasıyla İngiltere tarihinin en büyük vatan…

Birinin yüreğinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir!

“Tüm kapılar üstüne kapanmış da olsa,birinin yüreğinde yer tutan hiç kimse tutsak değildir kendi kafesine….”  (Tuncel Kurtiz yorumuyla “Çaresizlik” adlı şiirden) Bir süredir rahatsız olduğum için evde dinlenmem gerekiyor. Çok yoğun zamanlarda çalışırken :– Ah şimdi evde olmak vardı, boş boş oturup uzansam, kitap okusam, sonra kahve içmeye çıksam…. Diye aklıma gelir, gerçekten canım çekerdi…

Bir kitaptan ötesi…"Islam without extremes. A Muslim case for liberty"

Merhabalar uzun bir aradan sonra, Burada Pakistanlı bir arkadaşın tavsiyesi üzerine Mustafa Akyol’un “ıslam without extremes” kitabını aldık. Kitap gerçekten harika; gerek ingilizcesi gerek bilgiler gerekse anlatım…gerçekten başucu kitaplarından olması gerekir.  Güya biliyoruz mensubu olduğumuz dini! Ama bu kitaptaki kadar bilmediğimizi bilmiyordum… Öncelikle utandım; hem bu yaşıma kadar bu bilgileri öğrenmediğimizden daha doğrusu öğretilmediğinden ve…

Gazze…

Patlamış bir topla oynamak zorunda kaldı mı hiç çocuğun aylarca Yıkılan evinin bahçesinde Ve arkadaşsız… Hani uzun uzun bekleyip pencere kenarında evinin direğini Gelmediği oldu mu aylarca Çocuğun sorduğunda: Babam nerde? Yüreğindeki ateşi söndürebildin mi gözyaşınla?   Hani birileri en pahalı otellerde senin için toplantılar yaparken, Sen evladını yıkılmış okul sıralarında uyuttun mu hiç, başörtünle…

Severmişim meğer….

Londra’da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en büyük aşk şiirlerini seçti. İçinde Nazım Hikmet’in “Severmişim meğer” şiiri de var.  Çok gurur verici; keşke bizde bilsek şiirlerin değerini… Dinlemek isteyenlere Nurseli İdiZ’in sesiyle dinlemelerini tavsiye ederim. SEVERMİŞİM MEĞER yıl 62 Mart 28Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayımakşam oluyordumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi…

Aydınlanma turu: Cambridge!

Bir önceki yayında yazdığım gibi meditasyon yolculuğunu 🙂 Cambridge’e yaptık. İşte size buraya gelince yapılması gereken birkaç husus ve fotoğraf : Öncelikle  günübirlik bir gezi kesinlikle yeter, 2 güne gerek yok zaten oldukça küçük bir yer.  Dünyaca ünlü Cambridge Üniversitesine bağlı kolejlerin tam ortasında yer alan geniş yemyeşil Park’ta güzel bir piknik- kahvaltı ile başlayabilirsiniz…

Hu hu orda mısın ?

İnsanın zaman zaman “kendi haline” kalması gerekiyor;  böyle derince düşüneceği, ne yapıyorum, hedefim ne, hayattan beklentim ne, beni asıl mutlu eden şey ne ve bunlara rağmen ben ne yapıyorum sorularına cevap araması gerektiğine ve bulmadan da o yolculuktan dönmemesi gerektiğine inanıyorum.  Telefonun fabrika ayarlarına dönmesi gibi kendimizin de “kendi” ayarlarımıza dönmesi gerekiyor; zira bir türlü…

İnsanlar arasındaki tek fark budur!

‘My name is Khan’ fiminde bir annenin özürlü bir çocuğuna (yanlış değilsem otistik) verdiği çok önemli bir ders var ki bu zamanlarda oldukça ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Anne, çocuğu için basit bir resim çiziyor; bir yanda çöpten adam elinde balta var, bir yanda da bir çöpten adam daha  elinde lolitop var. Anne soruyor oğluna: – HAngisi…

Yağmur’un şehrinden

Aziz Nesin demiş: ” bazen insan öyle özlenir ki, özlenen bilse yokluğundan utanır” Gerçekten öyle… An itibariyle, yağmur ve hasret kokulu Londra’dan özlediklerime: Bana gel bu sefer gitmemecesine,  Buluttan ayrılan ve yine ona dönen yağmur gibi yağ sağanak sağanak , Hasretinle öylece sırılsıklam bırak bizi. Doğmasın sonra güneş, Öylece kalsın kirpiklerimizde özlemin kokusu, Yağmurdan sonraki…

Kömür karası yüzüm

Üzülme bir kere, Canın yanmasın, Göçük altında kalan sen değildin; Bizim taşlaşmış yüreklerimizdi, Bir türlü kırılamayan Üzülme sen hiç, GöZün arkada kalmasın, Elmaslardan daha değerli bir miras bıraktın yavrularına Katlardan, arabalardan ziyade, helal bir lokma … Bizim tadını unuttuğumuz hani yıllarca. Utanma sen Kömür tozuna bezenmiş yüzünden,  çamura batmış ayakkabından,   Ne de delinmiş çorabından,…